CPC Performans reklamcılığı değildir!

CPC ReklamÖncelikle kısa bir özür, biraz teknik bir yazı oldu:)

İnternet reklamcılığını temelde ikiye ayırabiliriz, Marka Bilinilirliğini arttırmaya yönelik çabalar ve yapılan reklam çalışmalarından hızlı geri dönüş (form doldurtma, üyelik kazanma veya satış yapma gibi) bekleyen Performans kampanyaları. Birkaç senedir, performans arayan reklamverenler, tıklama bazlı satın almalar yaparak performans reklamcılığı yaptıklarını düşündüler. Tıklama (CPC) satınalması bundan 5 yıl önce performans reklamcılığı anlamına geliyordu ama bugünkü şartlarda düz tıklama satın alması müşterilerin beklentilerini karşılamaktan uzak. Yaptığı dijital reklam kampanyasından hızlı geri dönüş bekleyen performans reklamverenlerine bir kaç küçük tavsiye:

1. Her trafik kaynağı aynı değerde değildir. Yapılan en büyük hata, satınalma sırasında fiyatı bir numaralı kriter olarak görmektir. Halbuki farklı trafik kaynaklarından farklı kalitede trafik alırsınız. Örneğin X sitesinden gelen her 100 kişiden 1’i satın alma yaparken, Y sitesinden gelen her 50 kişiden 1’i satın alma yapıyorsa, Y sitesine tıklama bedeli olarak X sitesinin iki katını ödeyebilirsiniz. Doğru strateji, küçük bütçelerle mümkün olduğunca farklı mecrayı test etmek ve her mecranın sizin için ederini ortaya çıkarmak olmalı.

2. Teknolojiyi kullanın: Tıklama kampanyalarında geniş yayın ağı olan Network’lerde yayın yaparken, piksel kodu entegrasyonuyla geri dönüş performansınızı arttırabilirsiniz. Piksel kodları, yayıncı tarafında sizin daha yüksek verim aldığınız alanlardan otomatik olarak daha fazla trafik almanızı sağlar. ProAd olarak tecrübemiz, piksel kodu entegrasyonuyla geri dönüşlerin %30’a kadar arttığı şeklinde.

3. CPC yerine (dinamik) CPM metodunu tercih edin: Yeni reklamverenlere önermesem de; iyi bir optimizasyon becerisine sahipseniz, gösterim bazlı satın alma yaparak tıklama maliyetlerinizi çok daha aşağı çekebilir, geri dönüşlerinizi (ROI) arttırabilirsiniz. Bunu yapabilmek için bir adserver yazılımına ve de tecrübeli bir ekibe ihtiyacınız var. Örnek vermek adına, uzun yıllar çalıştığımız 50’nin fazla ülkede pazarlama faaliyeti sürdüren yabancı bir müşterimiz, tüm satın almalarını gösterim (CPM) olarak yapardı. Bu şekilde yayıncılarla yaşanabilecek bir çıkar çatışmasını da önlemiş oluyorsunuz; çünkü yayıncıların optimizasyon sistemleri de genelde yayıncı gelirlerini arttıracak (tıklanma oranlarını maksimize edecek) şekilde çalışırlar. Bu reklamveren için performansın düşmesi anlamına gelir genelde. Daha da ileri giderek, kullanabiliyorsanız dinamik CPM metodunu kullanmanızı önereceğim. Son dönemlerde uluslararası reklam borsalarından birçok müşterimiz için dinamik CPM modeliyle satın almalar yaptık ve çok iyi geri dönüşler aldık. (dinamik CPM’in ne olduğunu başka bir yazıya bırakalım)

4. Ölçümleme her şeydir. Kampanyalarınızı mümkün olduğunca takip edin, iyi gitmeyen noktalara hızlı müdahalelerde bulunun.

5. Affiliate Marketing’i kullanın: Gelir paylaşımlı reklam modellerini (Affiliate Marketing) de mutlaka medya karışımınıza dahil edin. Bu yolla, büyük network’ler vasıtasıyla ulaşamayacağınız kitlelere de ulaşmış olacaksınız.

6. A/B Testi uygulayın: Mümkün olduğunca fazla banner, yönlendirme sayfası (landing page) alternatifi yaratın. Bunların performanslarını kıyaslayın ve sürekli yeni alternatifler yaratın.

This entry was posted in Internet Reklamcılığı and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *