Dijital reklamda cari açık

IAB Gemius Şubat ölçümlerine göre, Türkiye’de aylık 10 milyon tekil kullanıcıyı geçen 5 site var: Google (23.8, Facebook 23.2, Youtube 15.6, Live.com 15.4, MSN.com 10.4 Milyon). Bu siteleri 9.5 Milyon tekil ziyaretçiyle Mynet izlerken, 7. sırada 8.3 milyon tekil ziyaretçiyle yine yabancı bir site olan Twitter var.

Yine IAB’nin açıkladığı Dijital Medya Yatırımlarında 721 milyon TL’lik pazarın, 339 milyonluk kısmı arama motorlarına (Google) gidiyordu. Bu tutarın belki %20-30’luk kısmı Adsense programıyla Türkiye’ye dönüyor olsa da, büyük bir kısmının yurt dışında kaldığını tahmin etmek yanlış olmaz.

Bu rakamlar, normalde medya harcamalarında görmeye alışık olmadığımız cari açık sorununu ortaya çıkarıyor. Alışa geldiğimiz medya düzeninde, medya harcamalarımız gazete, TV, vs. gibi yerel mecralarda tüketilirken, belki sadece içerik temini amacıyla küçük bir miktarı yurtdışına çıkıyordu.

Şimdi ise Google, Facebook, Youtube, Twitter gibi; içerik üretmeden, kullanıcılarının ürettiği içerikleri tekrar kullanıcılarına geri sunan bu siteler, bu resmi tam tersine çevirdi. 2011 itibariyle toplam 721 milyon TL’lik dijital reklam yatımının yarısının yurt dışına gittiğini tahmin etmek pek abartı olmaz.

Bu gidişle 5 sene sonra senede milyar TL’yi aşan tutarları yurt dışına aktarıyor olursak şaşırmayalım. Burada işin üzücü tarafı, kendi ürettiğimiz içerikleri tüketen tüketicilere ulaşmak isteyen Türk markaları bu paraları yurt dışına akıtmak zorunda kalıyorlar. Reklam veren, içerik üreten, içeriği tüketen hepsi burada, ama altyapıyı sunan yurtdışındaki firma işin kaymağını yiyor.

Bu yazdıklarımdan, yabancı düşmanlığı yapıyorum sonucu çıkarılmasın. Globalleşen dünyada bunlar olağan durumlar. İlk 10 siteye baktığımızda Almanya’da 1, İngiltere’de 2 yerli site var. Rus ve Çin gibi daha kapalı devletlerde ise resim farklı, ilk 5 sitenin Çin’de 4’ü, Rusya’da 3’ü yerli siteler.

Bu resime bakıp ülkemiz internette demokratik ülkeler seviyesinde sonucunu da çıkaranlar olabilecektir tabii 🙂 Ancak benim bakış açımla, bu önemli bir fırsat bizler için. Türk internet sektörünün bu eşit şartları sunan internet ekonomisinde, tüm dünyaya hizmet edecek ve para kazanabilecek projeleri nasıl çıkartabileceğimize kafa yormamız gerekiyor.

Posted in Internet Reklamcılığı | Tagged , | Leave a comment

Dijital Reklam Yatırımları 721 Milyon TL

IAB, bugün yaptığı basın toplantısıyla 2011 yılı toplam dijital reklam yatırımlarını 721 Milyon TL olarak açıkladı. Toplam yatırım tutarının kırılımlarını da açıklayan IAB’ye göre, pastanın en büyük dilimini 339 Milyon TL ile arama motorları aldı. Gösterim ve tıklama bazlı modelleri de içeren Display Reklam Yatırımları ise 294 Milyon TL’lik bir dilim aldılar.

Önümüzdeki sene için benim beklentim, toplamda %20 civarında bir büyüme göreceğimiz ve 900 milyon TL’leri zorlayacağımız şeklinde. 2011’de 13 Milyon TL’lik pay alan gelir paylaşımı reklam (affiliate marketing) segmenti, 2012’de en fazla büyümeyi gerçekleştiren dijital reklam çeşidi olması ise beni şaşırtmaz.

Posted in Araştırma, Internet Reklamcılığı | Tagged , , | Leave a comment

En çok ziyaret edilen siteler

IAB öncülüğünde Gemius tarafından yürütülen Türkiye Internet ölçümleme araştırması artık sadece üye yayıncıları değil, tüm siteleri kapsayacak şekilde genişledi. Ocak rakamlarına göre, en çok ziyaret edilen 5 site, tekil ziyaretçi sayıları ve erişim oranları şu şekilde oldu:

Google.com – 23,519,518 – %93.42
Facebook.com – 22,575,287 – %89.67
YouTube.com – 15,262,481 – %60.62
Live.com – 15,028,664 – %59.70
Msn.com – 10,044,111 – %39.90

İlk 5 site içersinde, yerli hiçbir yayıncının olmaması dikkat çekici. Televizyondaki ölçümleme probleminin sürdüğü şu dönemde, reklamverenler de gerçekten ölçümlenen tek mecra olan internet’e ilgilerini arttırıyorlar.

Posted in Araştırma, Internet Reklamcılığı | Leave a comment

Yazılı basının sonu?

Geçtiğimiz sene Amerika’da yapılan bir araştırmada, dünyada en son gazetenin 2043 yılında basılacağı ön görülmüştü. Ülkemiz için ise mürekkebi son koklayacağımız tarih ise 2025 yılı olarak tahmin edilmişti aynı araştırmada. İnsanın habere, bilgiye olan ihtiyacı hiç bir zaman eksilmedi, eksilmeyecek; ama haberlere ulaşacağımız mecralar 1000’lerce yıldır teknolojiye paralel değişmekte.

Yazılı basın matbaanın bulunmasından sonra yaklaşık 250 yıl boyunca haber konusunda temel haber mecrası olarak işlevini sürdürdü. Televizyon bile yazılı basının gücünü pek sarsamadı, çünkü insanlar habere istedikleri zaman istedikleri yerde ulaşmak istiyorlardı. Sabahtan aldığı gazetesini, akşam işten dönerken metroda okuyabiliyordu. Haberin taşınabilir ve de “on demand” olması önemliydi. Radyo ve TV taşınabilirdi, ama ekran başında haberi beklemektense, müsait zamanda okumak hala cazipti.

Internet ve özellikle mobil internet, ciddi olarak yazılı basına darbe vurdu. Internet haberciliği hem taşınabilir, hem de istendiği zaman okuyucusunu hazır bekliyordu. Üstelik yazılı basına göre büyük bir avantajı da vardı, anlık derecesinde günceldi. Yazılı basının bu savaşı kazanması mümkün değildi. Nitekim ülkemizdeki gazete tirajları bunu gösteriyor.

23-29 Ocak 2011 toplam tiraj: 4.584.675
25-31 Ocak 2010 toplam tiraj: 4.573.084
26 Ocak-1 Şubat 2009 toplam tiraj: 4.892.973
21-27 Ocak 2008 toplam tiraj: 5.103.908
22-28 Ocak 2007 toplam tiraj: 5.137.437

Son 5 senede Türkiye’deki gazete tirajları %10,6 ya da 553 bin adet düşmüş. 553 bin gazete orta boy 5 gazetenin toplam tirajı. Peki toplam gazete adedinde bir değişiklik var mı? Hayır, tiraj raporlarına giren gazete adedi hala 35. Üstelik bu aşağı doğru giden bu trendde, hala sektöre yeni yatırımcı olarak giren iş adamları var. Bunları tabii ekonomik gerekçelerle açıklamak mümkün değil.

Günümüzde sabahları elime gazete aldığımda, karşıma çıkan haberlerin en az yarısını bir gün önce internette zaten okumuş oluyorum. Orjinal içerik olarak bir tek köşe yazıları kalıyor ki sadece onları okumak için ne kadar daha gazeteye para veririm bilmiyorum…

Posted in Pazarlama | Tagged | Leave a comment

Sıradaki kim?

5 yıl önceki Microsoft = Bugünkü Google = 5 sene sonraki Facebook = 10 sene sonraki KİM ?

Posted in Pazarlama | Leave a comment

Dijital Reklam Yatırımları

Reklam Yatırımları

Dijitalin reklam pastasındaki payı artıyor

Dün IAB’nin Tünel’deki yeni ofisinde yaptığımız toplantıyla Dijital Reklam yatırımlarını belirlemek için startı verdik. Bugüne kadar Reklamcılar Derneği’nin açıkladığı Reklam Yatırımları raporunda dijitalin de payı açıklanıyordu. Ancak RD’nin açıkladığı rakamlarda arama motoru gibi bazı önemli kalemler dahil değildi, bu da dijital reklamcılığının ağırlığının olduğundan az açıklanmasına neden oluyordu. Dün yaptığımız IAB toplantısına RD’den temsilciler katıldı. Gayet olumlu geçen toplantı sonrasında, IAB olarak işin metodolojisine karar verdik. Ocak ayı sonuna doğru toplanacak datalarla, Şubat ayında RD’yle beraber daha büyük bir dijital reklam rakamı görmek, kimseyi şaşırtmasın.


Posted in Internet Reklamcılığı, Pazarlama | Tagged | Leave a comment

2011’de Sosyal Medya’da neler oldu?

Geçtiğimiz sene sosyal medyada geldiğimizi rakamlarla anlatan, güzel bir video.

Posted in Araştırma, Internet Reklamcılığı | Tagged | Leave a comment

Girişimcilik

Türkiye genç bir toplum olmasının da etkisiyle Girişimcilik açısından altın günlerini yaşıyor.  Geçen hafta katıldığım iki organizasyonda bu etkileri yakından görme şansım oldu.  Endeavor’un düzenlediği ve melek yatırımcılığı anlatan “Aramızdaki Melekler Kim?” ve Entrepreneur’s Roundtable aynı haftaya denk geldi.  Sabancı Kuleleri’ndeki Endeavor organizasyonda ABD’den gelen konuşmacılar, melek yatırımcılığının ABD’de geldiği noktayı çok detaylı anlattılar.  Microsoft’un ev sahipliğini yaptığı Entrepreneur’s Roundtable’a ise 300’e yakın kişi katıldı.  Katılımcıların çok büyük bir kısmının 25 yaşının altında olması da gelecekte çok daha heyecanlı günlerin bizi beklediğinin bir göstergesiydi.

Bu ilgi ne kadar heyecan verici de olsa, özellikle yeni girişimciler için
birçok tehlikeyi de içeriyor.  Son dönemlerde haftada 1-2 kez Internet’te
yatırım fırsatı olursa haber vermemi isteyen kişilerle konuşuyorum.  Herkes
Internet’te dünyasındaki çok başarılı firmalarda yaratılan değerlerin manşetlere
taşınmasından etkilenmiş.  Ancak atladıkları nokta, gazetelerde pek yer
bulamayan başarısız olan projeler.  60’dan fazla fırsat sitesinin olduğu
ülkemizde belki seneye 5 tanesi ayakta kalacak, 50’den fazlasının
yatırımcıları ise yatırdıkları paraların üzerine birer bardak soğuk su içmek
zorunda kalacaklar.  Melek yatırımcı olarak önüme gelen projelerde, olmazsa
olmaz olarak değerlendirdiğim bazı kriterler belki tüm girişimcilere fikir
verebilir:

  • Herkesin hemfikir olduğu gibi, kurucu çok önemli.  Akıllı, çalışkan,
    enerjik, insan ilişkileri kuvvetli gibi geniş bir liste yaratabilirsiniz.  Benim
    özellikle dikkat ettiğim, kurucunun işin ne kadar içinde olduğu.
    Şayet girişimci kendini %100 işe vermiyorsa, bu işi yan bir proje olarak
    sürdürüyorsa, bunlar benim için başlı başına yatırım yapmama sebebi.
  • Kurucunun ne kadar risk aldığı çok önemli.  Kendi cebinden de yatırım
    yaptıysa bu çok olumlu bir gösterge.  Eğer bir kurucu işin hemen başında kendine
    yüksek bir maaş öngördüyse o da benim için bu projeden uzak durma sebebi.
    Kurucunun tabii ki kendini işe verebilmesi için aklının rahat olması ve ay
    başını gözlüyor olmaması gerekiyor.  Ama işin önemli bir hissedarı olarak
    şirketin diğer ortaklarının da çıkarlarını düşündüğünü hissettirmesi
    gerekiyor.
  • Türkiye’de holdinglerin yaptığı internet girişimleri genelde çok başarılı
    olmuyor.  Bunun temel sebeplerinden biri de gider tarafında işin henüz başında
    çok para harcamaları ve iş modelinin o gider yapısını yakalayamaması sonucunda,
    holdingin projeyi belli bir süre sonra öldürmesi.  Yeni sektörlere girmeyi
    düşünen holdinglerin, belli bir noktaya gelmiş girişimleri satın almaları,
    kendileri açısından sıfırdan o işi kurmaktan daha ucuza gelecektir.  Amerika’da
    bir çok girişimin Garaj’dan çıkması tesadüf değil.  Çoğu başarılı girişimde,
    düşük maliyetle bir yerlere gelindikten sonraki aşamalarda iş modeli kendini
    kanıtlayınca yatırımcıların da desteğiyle gereken kaynaklar harcanmaya
    başlanıyor.  Bu yapının korunması başarıda çok önemli, kurucular iş modeli
    ispatlandıktan sonra gerekli kaynakları beklemeli.  Eğer bir girişimci ilk
    günden plazada ofis, asistan, araba diyorsa, bir yatırımcı olarak bunlar beni
    korkutur.
  • İş modeli ispatlandıktan sonra ise, işe bakış açısı çok farklı olmalı.  O
    noktadan sonra işe gereken tüm kaynakları aktarmak ve hedeflere ulaşmak için
    gerekli tüm yatırımın yapılması çok önemli.  O noktada fokusun giderden çok
    gelir ve büyüme üzerinde olması başarıyı getiriyor.
  • Kurucunun ne kadar elini kirlettiği çok önemli.  İş süreçlerinin tümüne
    hakim olması şart, gerekiyorsa paket yapmalı, ürün teslim etmeli, müşteri
    ilişkilerine yardımcı olmalı.  Holding girişiminde göreve gelen Genel Müdür’den
    bunu beklemek zor.
  • İşin büyüme potansiyeli ve yatırımcı olarak yatırımın geri dönüş
    alternatifleri önemli.  Bazı işler karlı olabilir ama büyüme potansiyeli
    sınırlıysa, bir yatırımcı olarak bu beni çok heyecanlandırmaz.

 


Posted in Girişimcilik | Tagged | Leave a comment

Dmexco sonrası

Gecikmeli bir Dmexco yazısı bu.  Köln’deki Dmexco’ya ilk kez katıldım.  450 firmanın expo alanında yer aldığı Dmexco’yu bu sene 20 bini aşkın kişi ziyaret etti.  Google, Microsoft, Yahoo, Facebook gibi devler oldukça geniş alanlarda onlarca kişilik ekiplerle ziyaretçileri ağırladılar.  Dmexco’nun en önemli özelliği ziyaretçilere girişin ücretsiz olması.  Ziyaretçiler aynı zamanda hemen yandaki salonda veriler konferanslara da ücretsiz katılabiliyorlar.  Bu sene Dmexco’yu ziyaret edenler, konferans programında Facebook Global Marketing VP’si Carolyn Everson, BBDO CEO’su Andrew Robertson, MPG CEO’su Maria Luisa Francoli, Zenith CEO’su Steve King, Mastercard CMO’su Alfredo Gangotena gibi ağır topları da dinleme şansı buldular.



Dmexco’ya ilk girdiğimde sektörün benzeri konferanslarından farklı olarak, takım elbiseli insan sayısı dikkatimi çekti.  Sektörün büyümesinin, olgunlaşmasının bir simgesiydi belki de bu resim.

Dmexco’da Türkiye’ye olan ilgi de hemen hissediliyor.  Türkiye’den geldiğinizi söylediğinizde, karşınızdaki kişi size sorduğu sorularla Türkiye’deki gelişmeleri oldukça yakından takip ettiğini hemen belli ediyor.

Posted in Internet Reklamcılığı, Pazarlama | Tagged | Leave a comment

Dmexco

Dijital pazarlamanın en önemli konferanslarından biri olan Dmexco, 21-22 Eylül tarihlerinde Köln’de yapılıyor.  Londra’daki Adtech’le aynı güne denk gelen iki kongreden benim tercihim Dmexco oldu.  5 yıldır katıldığım Londra Adtech, her geçen sene azalan katılımcı sayısıyla, tahtını Dmexco’ya kaptırdı.  Bu sene Dmexco’ya katılan firma sayısı da Adtech’in iki katından fazla.  Yaklaşık 20.000 katılımcı beklenen Dmexco gözlemlerini, kongre dönüşü yine bu satırlarda bulabilirsiniz.


Posted in Internet Reklamcılığı, Pazarlama | Tagged | Leave a comment