IAB’de yeni dönem

2007’den beri Reklamcılar Derneği’nin desteğiyle bir platform olarak hayatını sürdüren IAB, dün yapılan genel kuruluyla yeni yönetim kurulunu seçerek, dernekleşme sürecini tamamladı.

Tüm sektörü kapsayan ve kendi ayakları üzerinde duran yapısıyla IAB’nin, dijital pazarlama konusunda Türkiye’nin referans noktası olma ve Türkiye’yi bölgesel dijital merkez yapma hedeflerine sağlam adımlarla koşacağına inanıyorum.

Yapılan seçimde şu kuruluşlar Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi:

  • Ciner Yayın Holding
  • Crenvo Bilişim Danışmanlık
  • Eczacıbaşı
  • Grey Worldwide İstanbul
  • Maxus Medya
  • Medyanet İletişim
  • Mynet
  • Netcom Medya
  • Noktacom Medya
  • PH Reklam
  • Pro-Ad Reklam
  • Reklamcılar Derneği
  • Reklamverenler Derneği
  • Reklam Z
  • Sahibinden Bilgi Teknolojileri
  • Turkuvaz Reklam
  • Yıldız Holding

Yedek üyeler ise şunlar oldu:

  • Avea İletişim
  • BBG Reklam
  • Cocacola
  • Dijital Büro
  • Doğuş Yayın Grubu
  • Optimum Media
  • RGTE İletişim


Posted in Internet Reklamcılığı | Tagged | Leave a comment

Google +

Görüşler muhtelif. Beğenenler var, beğenmeyenler de. Google+ tarihin en hızlı büyüyen web sitesi oldu. Google markası da Apple markası gibi, arkasına ne koysa en azından kullanıcının merakını çekiyor. Ürün olarak baktığınızda, şahsi fikrim güzel bir ürün ortaya çıkarmış, çeşitli sosyal ağlardaki fonksiyonları tek çatı altında toplama imkanı var teoride. Ancak sosyal medyayı kullanmak insanların amacı sosyalleşmektir, ve de arkadaşlarınız yoksa etrafınızda sosyalleşmek pek mümkün olmaz. 3 Ağustos itibariyle Google+ kullanıcısı 25 milyonu geçti, güzel rakam bu. Kıyaslamak adına Facebook ve Twitter’in 25 milyon kullanıcıya ulaşmaları 2 yıldan fazla sürmüştü.

Peki gerçek gösterge kullanıcı sayısı mı, bence değil. Google+’ın başarılı olup olmayacağını anlamak için bakmamız için aktif kullanıcı sayısına bakmamız gerekiyor ki onunla ilgili pek bir bilgi yok elimizde. Experian Hitwise Google+ trafiklerinin %3 düştüğünü açıkladı Temmuz sonunda. Google sözcüsü bu açıklamaya itiraz etse de, en azından büyümenin hız kestiğini söyleyebiliriz.

Peki problem ne? Çoğu internet kullanıcısının Facebook, Twitter ve Linkedin gibi sosyal ağlarda zaten hesapları var. Bu insanların bu ağlar yerine Google+ tercih etmeleri için her şeyden önce arkadaşlarının da Google+’a geçmeleri gerekiyor. Google+ kullanıcıların alışık oldukları özelliklerden farklı bir yapıyla insanların karşısına çıktı. Farklı olmak adına bu yapılması gereken bir durumdu, ama insanlara alışkanlıklarını değiştirecek kadar devrimci yenilikler de içermiyor.

Google+ ilgili beklentilerim olumsuz. Facebook bugün Google’dan daha fazla reklam gösterimi yapıyor. Ama hedefleme konusunda Google kadar iyi olmadıkları için gelirleri daha az, ama zaman içinde onu da çözeceklerdir. Google’ı endişelendiren de bu, ama Google+ bu problemin çözümü olmaktan uzak.


Posted in Uncategorized | Leave a comment

Cannes’da neler oldu?

İlk kez katılma imkanı bulduğum Cannes Lions “International Festival of Creativity” 9000’den fazla pazarlama ve reklam profesyonelinin katılımıyla oldukça görkemliydi.

İzlediğimiz seminerlerde Google’dan Eric Schmidt, Time Warner CEO’su Jeffrey Bewkes gibi iş dünyasının liderlerini; Robert Redford ve Martha Stewart gibi ünlüleri ve Malcolm Gladwell, Mark Holden gibi vizyonerleri izleme şansı buldum.

Başlı başına sayfalarca yazı çıkabilecek bu festivalden, aklımda kalan bazı noktalar şunlar:

– Teknolojiyi bugün tüketici yönlendiriyor. En iyi/yeni teknolojiyi icat etmek önemli değil, önemli olan tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojileri üretmek.
– Cannes’ta ödül alan çalışmaları görünce, ülkemizdeki yaratıcı çalışmaların ne kadar yavan oldukları düşünüyor insan. Burada amacım yaratıcı ajansları suçlamak değil, temel sorunun yaratıcı beceriksizlikten çok, müşterinin yaratıcı işlere karşı çekingen duruşu olduğunu düşünüyorum. Ödül kazanan projelerden biri olan Kolombiya ordusunun gerillalar için hazırladığı Noel ağacı, beni sanırım en çok etkileyen kampanyaydı. Kampanyada, Kolombiya ordusu yağmur ormanlarının ortasındaki bir ağacı noel ışıklarıyla süslüyor. Gerillalar ağaca yaklaştıkları anda, sensörler vasıtasıyla ağaç aydınlanıyor ve gerilaları eve dönmeye davet eden bir pankart karşılıyor:

– Malcolm Gladwell her zamanki iddialı tavrıyla bir işi ilk yapan olmaktansa, üçüncü yapan olmanın daha iyi olduğunu anlattı. Verdikleri örneklerden biri Xerox’un mouse’u bulan firma olmasına rağmen, ürünü ticari başarıya çevirenin Steve Jobs ve Apple olduğuydu. Özet olarak anlatmak istediği, herhangi bir ürün ya da servisi keşfedenin yaptığı hataları sonradan gelenlerin yapmadıkları ve çok daha iyi bir ürünle tüketicinin karşısına çıkıyor olması. Sanırım patent korumasına girmeyen durumlar için geçerli bir argüman bu. Düşündüğünüz zaman günümüzün en başarılı markaları Google ve Facebook, ne ilk arama motoru ne de ilk sosyal ağlar…

Posted in Internet Reklamcılığı, Pazarlama | Tagged | Leave a comment

Avrupa’da en fazla Türk’ler İnternette geziniyor

ComScore’un araştırmasına göre Türk internet kullanıcıları, bir ayda ortalama 3.121 web sayfasını ziyaret ediyor. Avrupa’nın en yüksek rakamını yakalayan Türk kullanıcısını 3.105 sayfayla Hollanda takip ediyor. Sayfa ziyaretlerinde Avrupa ortalaması 2.462, Dünya ortalaması ise 1.963.

Öte yandan tekil kullanıcı bakımından ise Türkiye 22,8 milyon kullanıcısıyla Avrupa 6. durumunda.

Raporun detayına bu linkten ulaşabilirsiniz:


Posted in Araştırma, Internet Reklamcılığı | Tagged | Leave a comment

Çalışan İnsanın Hali Başka…

IAB Türkiye Internet Ölçümleme Araştırması verilerinin kullanıldığı aylık bültenin beşincisi “Çalışan İnsanın Hali Başka…” yayında. Rapora, http://www.iab-turkiye.org sayfasından erişebilirsiniz.

Posted in Araştırma, Internet Reklamcılığı | Tagged | Leave a comment

18/8/2011

Yaklaşık 1,5 senedir yönetim kurulu üyesi olarak hizmet verdiğim IAB’nin bugünkü genel kurulunda dernekleşme kararı 61 lehte, 3 aleyhte oyla kabul edildi, süreci yönetme görevi mevcut Yönetim Kurulu’na verildi.

Bundan sonra IAB, tüzel bir kişilik olarak çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Genel kurula Reklamcılar Derneği başkanı Aytül Özkan ve Reklamverenler Derneği başkanı Ahmet Pura’nın bizzat katılmaları da, bu iki kurumun IAB’a olan destek ve ilgilerini göstermesi açısından oldukça önemli.

Genel Kurul’da açıklanan ajandaya göre, dernekleşme sürecinin 18 Ağustos 2011’de tamamlanması ön görülüyor.

Posted in Internet Reklamcılığı | Tagged | Leave a comment

Sosyal Medya İstinye Park’ta sosyalleşiyor

Nitelik mi nicelik mi, sorunun benim kafamdaki cevabı çok nettir, “az ama öz olsun”.

Geçen Pazar, İstinye Park’ta gördüğüm bir anın fotoğrafı aşağıda.

Pirelli Sosyalleşiyor


Pirelli firması facebook sayfası açmış, sosyal medyayı kullanıyor, bunlar çok güzel haberler. İstinye Park’ta bir stand açmışlar, başında sıkıntıdan patlamak üzere olan bir kızcağız. Ufacık standın üzerinde www.facebook.com/pirelliclub yazıyor. Onbinlerin dolaştığı İstinye Park’ta, Pirelli standında duran ise pek yok, kızcağız da haklı olarak bayağı sıkılmış. Pirelli’ye gelin facebook sayfamızın reklamını İstinye Park’ta yapalım cin fikrini kim verdi, firma bunu nasıl onayladı, gerçekten merak ediyorum. Daha bir ay önce, Radikal gazetesinde yine büyük firmalarımızdan biri tam sayfa facebook sayfasının ilanını vermişti. Onları da kutluyorum.

Sosyal Medya diye bir şey çıkmış, hadi biz de yapalım demektense, hiç yapmamak daha iyi bana sorarsanız. Her işte olduğu gibi, ya iyisini yapmak lazım, ya da hiç yapmamak.


Posted in Internet Reklamcılığı, Pazarlama | Tagged | Leave a comment

Did you know?

Sony’nin hazırlattığı, günümüzde teknolojinin ve bilgi’nin geçirdiği evrimi çok güzel özetleyen bu video’yu paylaşmak istedim.

Posted in Araştırma | Leave a comment

Ölçmek ama neyi?

1838-1922 yılları arasında yaşamış olan Amerikalı John Wanamaker bazıları tarafından modern reklamcılığın babası olarak adlandırılır. Philadelphia’da 1861 yılında açtığı küçük bir dükkanla başladığı iş hayatında, farklı reklam tekliflerini de kullanarak büyük bir imparatorluk kurmuş bir isim.

Günümüzden yaklaşık 150 yıl önce Wanamaker, hala birçok reklamverenin günümüzde de kafasını kurcalayan bir soruyu dile getirmiş: “Reklamlara harcadığım paranın yarısının çöpe gittiğini biliyorum, sorun çöpe gidenin yarının hangisi olduğunu bilmiyorum.”. Gazete, TV, radyo ve outdoor gibi reklamlar ölçümleme konusunda hiçbir zaman yeterli olmadı reklamverenler için. Şanslıysanız en fazla reklamınızın kaç kişi tarafından izlendiği raporunu alabildiniz, ancak reklamlarınızın etkinliğini ölçmek için hep farklı teknikler kullanıldı.

Internet reklamcılığı ise yüzyıllardır reklama yatırım yapanların kafasını kurcalayan bu soruya net bir cevap veriyor. Internet reklamına yatırım yaptığınızda, etkisini kuruşu kuruşuna ölçebilir, yatırımınızın geri dönüşünü (ROI) rahatça hesaplayabilirsiniz. Ancak bu durum aynı zamanda büyük bir hata yapma potansiyeli de içeriyor.

Internet reklamcılığında birçok fiyat çeşidi var, tamamını burada açıklayacak yerimiz mevcut değil ama en yoğun kullanılanları hatırlarsak:
• CPM: 1000 gösterim başına fiyat. Örneğin CPM’i 2TL den 1 milyon kez banner’iniz gösterilirse, 2000 TL ödeme yaparsınız.
• CPC: Tıklama başına ödeme sisteminde, gösterim sayısından bağımsız olarak, bannerinizin alacağı tıklama sayısına göre ödeme yaparsınız.
• CPL: Özellikle form ya da üyelik toplayan kampanyalarda, topladığınız form başına sabit bir ödeme yaparsınız.
• CPA: Eğer internetten satış yapıyorsanız, yaptığınız satış cirosu üzerinden komisyon ödeyerek reklam yapabilirsiniz.

Her reklamveren normal olarak yatırımın geri dönüşünü en yüksek seviyeye çıkarmak ister haklı olarak. Çoğu zaman bu hedefle karıştırılan durum ise en ucuz fiyatlı reklamı yapmaktır.

Bu vesileyle başarılı bir kampanyanın nasıl planlanması gerektiğini adım adım anlatmak istiyorum:
1. Öncelikle kampanyamızın hedefi nedir? Basit gibi gözüken bu sorunun cevabı çoğu zaman çok da açık değil. Kampanyanızın hedefi marka bilinilirliğiniz arttırmak, web sitenize ziyaretçi çekmek, form toplamak ya da satış yapmak olabilir. Bir marka zaman zaman farklı hedeflerde kampanyalar da yapabilir.
2. Kampanya planlaması: Hedefleriniz doğru belirledikten sonra, o hedeflere en uygun maliyetlerle ulaşabileceğiniz fiyat çeşidini minimize etmeyi amaçlayan bir planlama hazırlamalısınız. Eğer marka bilinilirliğinizi arttırmak istiyorsanız, reklamlarınızı en fazla kişiye ulaştırmak için CPM fiyat üzerinden bir kampanya planlamanız mantıklı olur. Eğer amacınız internet siteniz üzerinden satış yapmak ise, CPM ya da tıklama maliyetleriniz sizin için gerçekte çok da bir anlam taşımıyor olabilir.
3. Optimizasyon: Aslında bu o kadar önemli bir konu ki, başlı başına bir yazı konusu. Optimizasyon yani performans iyileştirmesi, kampanyaların anlık ya da geçmiş performanslarının incelenmesiyle, yolunda gitmeyen noktalarda müdahalede bulunarak reklam yatırımının yükseltilmesi olarak özetlenebilir.

Bu temel 3 adımda en büyük hata genelde kampanya optimizasyonunu yanlış hedeflerin üzerinize kurmakla oluyor. Eğer kampanya hedefinizi yanlış belirlerseniz ve de optimizasyonunuzu yanlış hedefler üzerinden yaparsanız, kampanya performansınızı arttırmak için attığınız adımlar, aslında kampanya performansınızı düşürebilir.

Sektörde en yaygın karşılaştığımız hata, kampanya hedefine fazla kafa yormadan fiyatlandırmayı tıklama maliyeti üzerine kurmak oluyor. Eğer amacınız sadece sitenize ziyaretçi çekmek ise, tıklama maliyeti sizin için önemli bir kriterdir. Hedefiniz marka bilinilirliği, satış yapmak ya da form toplamaksa, tıklama maliyetinin aslında pek bir önemi olmayabilir. Bu durumda kampanya planlamanızı tıklama başı maliyet üzerinden yaparsanız, çok ciddi hatalar yapıyor olabilirsiniz.

Örneğin A sitesinden 30 kuruşluk bir tıklama maliyeti sizin için pahalı olabilirken, B sitesindeki 50 kuruşluk bir tıklama maliyeti sizin için ucuz olabilir. Sitelerin ziyaretçi profilleri farklı olduğundan, sitenize geldikten sonra satışa dönüş oranları da farklı olacaktır. Dolayısıyla sitelerin gerçek değerlerini hesaplamak için, hepsinin geri dönüşlerini ayrı ayrı takip etmeniz gerekir.

B sitesindeki 50 kuruşluk tıklama maliyeti, belki de çok daha yüksek oranda satışa döneceğinden, size para kazandırabilecekken, eğer siz A sitesiyle kıyaslayıp B sitesini pahalı bularak o sitede yayın yapmazsanız, asıl kaybeden olabilirsiniz.

30-40 ülkede operasyonları bulunan ve de Türkiye’deki firmalara oranla ciddi bir tecrübe birikimine sahibi global markalarla çalışmalarımızda, satış yapmak amacı güden kampanyalarda tıklama bazlı fiyat modellerinin tercih edilmediğini gözlemledik.

Senelerce yapılan binlerce kampanyalık tecrübenin sonunda çıkan bu durumun temel iki sebebi var. İlk olarak reklamveren için her sitenin tıklama değeri farklıdır. Tüm siteleri tek bir tıklama fiyatı üzerinden değerlendirdiğiniz bir kampanya yaptığınız zaman, sizin için değerli olabilecek alanları kaçırma şansınız artıyor. İkinci sebep ise, tıklama riskini yayıncıya yüklediğiniz vakit, optimizasyonu da yayıncıya yüklemiş oluyorsunuz. Yayıncı hiçbir zaman reklamveren ya da ajansı kadar iyi optimizasyon yapamaz, bu da günün sonunda optimizasyon düzgün yapılmadığından dolayı maliyetlerinizin dolaylı yoldan artması manasına geliyor. Halbuki siz yayıncıdan gösterim alabilir ve optimizasyonu daha başarılı yaparak tıklama maliyetinizi daha aşağıya çekebilirsiniz.

Yerli firmalarımız son dönemde tıklama bazlı kampanyalara rağbet göstermeye başladılar. Bu şekilde reklam maliyetlerini kontrol edebileceğini düşünmek çoğu zaman beklenenden farklı sonuçlara yol açıyor.

Internet reklamcılığı kuruşu kuruşuna yatırımın geri dönüşünü ölçebildiğinden, Wanamaker’in 150 yıl önce dile getirdiği sorunu çözüyor. Ancak reklamverenlerin doğru parametreyi ölçtüklerine dikkat etmeleri lazım.


Posted in Internet Reklamcılığı, Pazarlama | Leave a comment

Ne olacak bu SEO’nun hali?

Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) işi yıllardır Google’la site sahipleri arasında adı konmayan bir savaşın kaynağı. Google bir yandan arama sonuçlarını iyileştirmeye çalışırken, yayıncılar da SEO teknikleri kullanarak Google’da üst sıralarda çıkmayı zorluyorlar. Bu güne kadar SEO’cular bir adım öndeydi ama ilk darbeyi 2009’da Google’ın arama sonuçlarını kişiselleştirmesiyle yediler ama çok da etkisi olmadı bu değişikliğin. Asıl darbe ise, şimdi geliyor gibi. Google, resmi bloğunda açıkladığına göre “içerik çiftlikleri” denilen ve de kopyala yapıştır metoduyla çok sayıda içerik yaratarak, gerçekte bir içerik üretmeden Google aramalarında üst sıralarda çıkan siteleri engelleyecek bir yazılım güncellemesi yaptı. Şimdilik sadece ABD’de uygulanan ama yakında diğer ülkelere de taşınacak olan bu güncellemede, orijinal içerik üretmeyen sitelerin arama sonuçlarında daha alt sıralarda çıkması hedefleniyor. Google ilk etapta ABD’deki aramalarının %11,8’inin bu değişiklikten etkilendiğini açıkladı ki, bu oldukça radikal bir rakam. Orijinal açıklama şu şekilde:

Posted in Internet Reklamcılığı | Tagged | Leave a comment